“Barabba’yı” dediler.
Bunun üzerine Pilatus onlar için Barabba’yı salıverdi. İsa’yı ise kamçılattıktan sonra çarmıha gerilmek üzere askerlere teslim etti.” (Matta: 16-26).
Bu olayda anlatılmak istenen nedir?
Kötülüğün ödüllendirilmesi…
İyiliğin cezalandırılması…
Hırsızın, haydutun cesaretlendirilmesi…
Seçimler sonrası Türkiye’nin manzarası kıssada anlatılan hale ne kadar da benziyor.
Yolsuzluk ve rüşvet % 45’e varan oranda “halkın oyu” ile ödüllendirilmiş, hırsızlar balkonlara çıkmış, halk yaşa varol diye onlara bağırmıştır.
Hırsızı kurtarıp İsa’yı ipe gönderen Yahudi halkı gibi…
Bugün hırsızlar dünden daha cesaretli durumda.
Bu cesareti onlara kim verdi?
Halkın tamamı değil; milli irade değil; halkın % 43’ü…
Bu nedenle % 43 büyük sorumluluk altında.
Eğer sandığın bir anlamı, demokrasinin bir namusu varsa, bu seçimlerin ahlaki sonuçları da olması gerekir.
Siyasi sonuçları siyasetçileri, ahlaki sonuçları kutsal kitapları ve vicdan sahiplerini ilgilendirir.
Biz ahlaki sonuçları ile ilgileniyoruz.
Bu sonuçlardan bir ahlak ve erdem çıkmaz.
İktidar partisine oyveren % 43, ne yaptığının, neye yol açtığının farkında mıdır bilmiyorum, ama görünür manzara şu: Bu sonuçlar yolsuzluk ve rüşvetin alenen ödüllendirilmesidir! Kötülere cesaret verilmesi, iyilerin cezalandırılmasıdır. Siz bu sonuçla iktidar partisi içindeki iyileri de cezalandırdınız, kötüleri öne çıkardınız, balkonlara çıkarttınız. Görüyorsunuz, onlara kimse ses edemiyor. İktidara oy verenler, Roma valisine İsa’ya teslim edip hırısızı ve haydutu kurtaran Yahudi halkı gibi olmuştur.
Bunun vebali size yeter.
Bunu ne ile temizlersiniz bilmiyorum.
Çok kötü bir iş yaptınız.
Evrensel suçlara ortak oldunuz: Öldürmeyin, çalmayın, yalan söylemeyin diyen dört kitabın üç büyük suçunda vebaliniz, desteğiniz, cesaretlendirmeniz, hatta ödüllendirmeniz var.
İstediğiniz kadar “Bizim amacımız o değildi; bir dış operasyonu önlemek istedik” deyin durun.
Sonuçta sizin bile vicdanınızı kanatan hırsız balkona çıktı ve ona yaşa varol diye bağırdınız, o da Bakara-makara diye size nanik yaptı mı yapmadı mı?
Buna “sağlam irade”dediğiniz fırsat verdi mi vermedi mi?
Tek teselliniz “Amacımız o değildi, biz de karşıyız yolsuzluğa ve rüşvete ama bu sefer durum başkaydı” demek olacak…
Tek tek ahlaklı, dürüst, samimi insanlar alabilirsiniz ama % 43’lük oranda, görünür manzarada ahlaki hiçbir kaygı yok! Önceki seçimler neyse, her birinin bir izahı vardı, ama bu seçimlerdeki % 43’ün erdemli, asil hiçbir izahı yok!
Biz seçimlerin siyasi değil; ahlaki sonuçları ile ilgileniyoruz. Hırsızın kim olduğuna sandıkta karar veren dünyada bir örnek yok. İsterse “ 99.9 alsın kulaklarımla duyduklarıma inanırım, sandıktan çıkana değil. Boşuna seçim sonuçlarına sığınmayın.
Seçim sonuçlarının böylesi bir ortamda yarattığı ve yaratacağı algı üzerinde duruyoruz. Bu seçimlerin arka plandaki sorusu şuydu: Yolsuzluk ve rüşvet var mı yok mu?
% 57 dedi ki var.
% 43 dedi ki var, ama yok!
Balkon resminde görüldüğü gibi artık parti marti de yok, “hanedan”var. Resmen hanedanlığa geçildi. Oy verenler dahil tüm parti mensupları hepsi birer kapıkulu artık. Bütün haysiyetiniz ve şerefiniz hanedanlığı korumak ve kollamaktan ibaret…
Evet, halkın % 57’si bu gidişata “dur” derken, % ’43’ü yolsuzluk ve rüşveti ödüllendirdi.
Allah’tan % 43 sonuç itibariyle azınlık…
Bunlar dini ahlaktan ayırmaktır
Bir din sahibi olmakla ahlaklı olmaya gerek kalmayacağını sanmaktır.
Zihniyet bu olunca…
İsa’yı çarmıha gönderirken hırsızı ipten kurtardılar.
Böylece hırsız arsız oldu.

Bir yanıt yazın