KonuEşitlik

“Müslümanların cemevi, kilise, havraya gitmesinde mahsur yoktur”

Ben Kur’an’da ‘ibadet’ ve ‘nüsuk’ ayrımı yaptım. Eğer dediğimi dikkate alsalar, bir müslümanın bırak cemevini, kilise ve havraya gitmesinde de hiçbir mahsur yok. Ama şu anki kafaya göre, bir Müslüman kiliseye giderse kesinlikle dinden çıkıyor. Halbuki Kur’an’da 6 yerde nüsuk kavramı geçiyor, 278 yerde ise ibadet kavramı geçiyor. Namaz, oruç, hac vb. şeylere Kur’an ‘’ibadet’’ demiyor, ‘’Nüsuk’’ diyor. Yani ritüel. Tekrarlanan hareketler. Aslında kimseye bir faydası yok. Sadece kendinle Allah...

Kur’an’da ’99 Koyun’a 1 Koyun’ kıssası ne anlatır?

Malum, Kur’an’da “99 koyuna 1 koyun” kıssası anlatılır. Olay Hz. Davud ile ilgili olarak Sad suresinde geçer. Acaba burada ne anlatılmaktadır? Diğer kıssaların çoğu gibi, yaygın tefsirlere bakarsanız buradan hiçbir şey anlamayacağınız gibi kafanız lüzumsuz bir sürü bilgiyle dolar ve yıllar yılı bunlardan kurtulamazsınız. Halbuki anlatılmak istenen canalıcı bir sorunla ilgili. Bakın nasıl. *** Kıssanın geçtiği Sad suresinden başlayalım… Sad Suresi Kur’an’da ilk Mekkî surelerdendir. Muhtemelen 4...

“Bir Elime Ayı, Bir Elime Güneşi Verseniz…”

Malum, Peygamberimizi davasından vezgeçirmek için Mekkeli müşrikler türlü uzlaşma tekliflerinde bulunmuşlardı.Meşhur rivayette geçtiği gibi bunlardan birisinde Peygamberimiz “Bir elime ayı, diğerine güneşi verseniz ‘davamdan’ vazgeçmem” diyerek geri çevirmişti. Yaygın kanaate göre buradaki “dava” inanıp inanmama davası idi. İnkarcılar Allah’ı  ve ahireti inkar ediyorlardı. Onların reddettikleri işte bu iman hakikati (hakâik-i imaniye) idi. Acaba öyle mi? Adamlar zaten yerleri ve gökleri kim...

Allah “Eşitliği” Takdir Etti

Kur’an’da bir ayet var, yazının başlığı oradan aldım. Mevcut meallere bakılırsa, bu tür konuların çoğunda olduğu gibi “sinirleri  alınmış” ayetlerden birisi ile daha karşı karşıya olduğumuz görülüyor. “Eşitlik” kavramına duyulan antipati nedeniyle türlü teviller yapılarak anlaşılmaz hale sokulmuş. Bakın ne diyor ayet: “Yeryüzünde sabit dağlar varetti. Orasını bereketlendirdi. Orada dört mevsim güç/kuvvet kaynaklarını (egvâtuhâ), isteyenler/ihtiyaç sahipleri eşit olarak yararlansın diye (sevâen...

Kur’an’da “Üsttekiler” ve “Alttakiler”

İbn Haldun (öl. 1406) altı asır önce “Şu ana kadar ki bütün tarih Bedevîler ile Hadarîlerin mücadelesinden ibarettir” demişti. Aslında bu, kadim dinî metinlerin; Avesta’nın, Tevrat’ın, İncil’in ve Kur’an’ın vurgularını yeniden ifade etmekten başka bir şey değildir.  Hadarîler üsttekiler, Bedevîler alttakiler oluyor.  İbn Haldun’a göre bu mücadelede birinden diğerine geçişte esas amil mülktür. Yani servet ve iktidar sahipleri (üsttekiler) ile, bunlara sahip olmayanların; dahası bunların gadrine...

Takip edin

Konular