Ahmet Külsoy – Söyleşi

“Kardeşlik ve eşitlik içinde ortak ülke.”

Söyleşi: Ahmet Külsoy

Cumartesi annelerinin  oturma eyleminde katıldınız. Neden katılmaya ihtiyaç duydunuz?

Cumartesi  annelerine destek vermek için gittim. Hak-hukuk mücadelesinin hangi kesimden olursa olsun yanında olunması kanaatindeyim. Mağdur edilenler, hangi kesimden olursa olsun desteklenmeleri lazım. Ben bu nedenle oradaydım.

Eyleme katıldınız, neler hissettiniz?

Her annenin -ideolojileri bir kenara bırakalım- çocuğunun nerede olduğunu  bilme hakkı vardır. Öldüyse ölüsü, diriyse dirisi… Bu insanların ziyaret edecekleri bir mezarları dahi yok. Bu insan vicdanında derin yaralar açar. İktidar sahipleri, sorumluları adalet önüne çıkararak bir nebze olsun yürekleri ferahlatmak zorundadır.  Ama bu insanlar her gün ölüyorlar. Hükümet, bakanlardan birini görevlendirerek bunlarla sürekli ilgilenmelidir. Bu insanlar yalnızlığa itilmemeli, evlerine gidilmeli, soruşturmalar takip edilmelidir. Yapayalnız, terk edilmiş olarak bırakılmamalılar. Toplumun tüm kesimleri bu annelerle dayanışma içinde olmalıdır. Ben asker annesini de ziyaret etmiştim.

Sizce burada bir devlet suçu mu var?

Bakın, bir ülkede devlet iki nedenle meşruiyetini kaybeder. Hatta halkta hükümete karşı ayaklanma hakkı doğar. Bunlardan biri açlıktır. Eğer bir ülkede insanlar aç sabahlıyorsa, eğer babalar eve ekmek götüremiyorsa, insanlar sokakta aç yaşıyorsa o ülkede halkın ayaklanma hakkı doğar. Ebuzer-i Ğifari’nin dediği gibi “aç sabahlayıp da kılıcına sarılmayana şaşarım…”  İkincisi can güvenliğidir. Eğer çocuklar kayboluyor, kendilerinden bir daha haber alınamıyorsa, can güvenliğini sağlamakla görevli olan devlet, can güvenliğini bizzat ihlal ediyorsa meşruiyetini kaybeder. Cumartesi annelerinde bunu görüyorum. İnsanların nerede oldukları belli değil. Dolayısıyla devlet, büyük oranda meşruiyet kaybına uğruyor.  Ben 12 Eylül 1980’de Mamak askeri cezaevinde 1 yıl yattım. Tesadüfen çıktık. Her gün ya kaybolacağız ya da öleceğiz endişesiyle yaşadık. Bizzat kaldığım koğuşta çuvallar içinde, kafası yarılmış, her yerinden kan sızan bir sürü insanının götürüldüğünü gördüm.  Devletin meşruiyeti o an ruhunuzda biter.

Siz hangi davadan yattınız?

Akıncı Gençlik davasıydı. Biz spor kampında yakalandık. “Devlete karşı ayaklanıp şeriat devleti kuracaklardı” dediler. Kayseri’den Mamak cezaevine götürdüler. Cezaevine yağmur gibi insanlar gelmeye başladı. Bütün örgütler için işkencehaneler kuruldu. İlk mahkemede beraat ettim.

İhsan Eliaçık demokrasiden ne anlıyor?

İnsanoğlunun üç tür korkusu var. Bütün sistemler buradan besleniyor. İktisadi korku, siyasi korku, ontolojik korku…  İktisadi korku açlık korkusu veya yoksulluk derdidir. Ne yiyeceğim, nerede barınacağım korkusudur. Bu korkunun giderilmesi için çağımızda sosyalizm iyi bir başlangıçtır.  Siyasi korku yarın başıma ne gelecek, şunu söylersem polis gelip beni alır mı, bunu söylersem devlet ne der korkusudur.  Bu korkunun yenilmesi için de çağımızda  demokrasi iyi bir başlangıçtır. Derinleştirilmiş demokrasi siyasi korkuların yenildiği yerde vardır. Halk iktidarı kendi rızası ile seçer , denetler ve değiştirir. Ontolojik korku ise ölünce ne olacağım, ben kimim ve bu hal neyin nesi, mezarın öbür tarafında ne var korsudur. Bunun için de maneviyat ve irfan iyi bir başlangıçtır. Bu üçünün sinerjisinden yeni bir dünya kurulabilir. İnsanoğlu bu korkularını yendiği an gerçekten insanlaşmaya başlar. Bunları Kur’an’da çok sık geçen “Onlar için korku yoktur, üzüntü de olmayacaktır” ayetinin tefsiri olarak da okuyabilirsiniz.

Daha çok sol, sosyalist devrimci çevrelerle ilişkileriniz var. Arkadaşlarınızın büyük çoğunluğu soldan.

Benim büroma soldan komünist, devrimci, anarşist birçok insan gelir. Sohbetlerimiz uzun sürer. Ateist çevrelerden insanlar gelir. Bu çevrelerden iyi anlaştığım insanlar var. Ankara, İstanbul, Kocaeli gibi yerlerde  İslam, sol ve kapitalizm üzerine paneller düzenlendi. Bu paneller katılıp konuşmalar yaptım. Çağırıldığım da gidiyorum.

Siz mi onları değiştirmeye çalışıyorsunuz, onlar mı sizi?

Ben kimseyi değiştirmeye çalışmıyorum. Diyorum ki, sakın hidayete ermeyin (!). Solculuğu bırakıp İslamcılığa dönmenize gerek yok. Solcu olup da hidayete erenler, İslami cemaatlere takılıp abdestli kapitalist olup çıkıyorlar. Buna gerek yok. Bulunduğunuz yerde durun, ekonomi- politik olarak daha doğru yerde duruyorsunuz. İslamcılardan daha iyi bir yerdesiniz. Ama yapmanız gereken bir iş var. Dine karşı, İslam’a karşı aydınlanmacı söylemi bırakın. Aydınlanmanın getirdiği din tanımını terk edin. Aydınlanmacı Marksizmden kurtulun. Aydınlamacı Marksizm din bir inanç meselesidir diyor. Bu Avrupalıların Hıristiyanlığa karşı bir çözümüydü, Kilise her yere karışıyordu. Aydınlanma buna karşı çıktı. Aynı şey İslam için geçerli midir? İslam bir vicdan işi değil; vicdanla başlayan bir iştir. Ben İslamcılara Bakunin, Proudon, Marks, Engels okuyun, zihin dünyanızı bu söylemlere açık tutun, çekinmeyin diyorum. Solculara da Kur’an’ı okuyun, iç dünyanızı Allah’a açın, çekinmeyin diyorum. Herkes durduğu yerde kendini yenileyebilir, kendi doğrularını bulabilir, bir yerden bir yere dönmeye gerek yok.

Çalıştırdığınız yayınevinde elde ettiğiniz geliri çalışanlarla bölüştüğünüz söyleniyor, doğru mu?

Evet, ben patron değilim. Yayınevine giren para, elektrik, su, kira vb. giderler çıktıktan sonra kimin ihtiyacı varsa alır. Kitapların baskı masrafları infak sistemi ile dönüyor. Bazıları hariçten para yardımı yapmak istiyor. Hayır, ben kabul etmiyorum, onları başka yerlere yönlendiriyorum. Sermayem yok. Kitap basıldıktan sonra geliriyle ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz. Sermaye biriktirmiyorum, sermaye biriktirilmesine de izin vermiyorum. Çalışanların ihtiyaçları karşılandıktan sonra, fazla varsa kapıdan giren ilk ihtiyaç sahibine veririm. Asla üzerimde tutmam, bekletmem. 20 tane kitap yazdım, bu kitapların hepsi Allah, peygamber din üzerine. Kur’an-ı Kerim’i Türkçeye çevirdim, tefsir yazdım. Bu bana göre bir kamu hizmetidir. Hem de en büyük kamu.  Bu hizmet üzerinden zengin olunamaz sadece ihtiyaçlar giderilir, fazlası infak edilir. Hz. Muhammed mülkiyetsiz ölmüştür, geriye hiçbir şekilde mülkiyet bırakmamış, ortaklaşacı bir düzen kurmuştur.  Böyle yaşar, böyle ölürüz. Kur’an der ki malın mülkün fayda vermeyeceği gün gelmeden önce infak ediniz, yerler ve gökler Allah’tan başkasına mı kalacak?

Sendikal hareketlere destek veriyor musunuz?

Evet, TEKEL işçilerinin yürüyüşlerine katıldım.

Duyduğuma göre 1 Mayıs eylemine de katılmışsınız…

Evet Taksim’deydim. İzin verilmeyen 1 Mayıslara da katıldım. 1 Mayıslarda bolca gaz yedim.

Herhangi bir grupla mı katıldınız?

Hayır, 5-6 arkadaş katıldık. Ben böyle şeyleri destekliyorum.

Katılış amacınız neydi?

Kendimi aydından ziyade yazı emekçisi olarak görüyorum. Ben 30 yıldır yazı yazıyorum. Şu anda piyasada yayınlanmış  yirmi kitabım var. Hayatım yazmakla geçiyor. Oradan gelen gelirle geçiniyorum. Dolayısıyla yazı emekçisi olarak bulundum 1 Mayıs’ta Taksim alanında. Bunun yanında çalışanların, emekçilerin, işçilerin yanında yer almam gerektiği için 1 Mayıs’a katıldım. Bu 1 Mayıs’ın özel bir anlamı var. 1977 katliamından sonra ilk defa Taksim’de yasal 1 Mayıs yapılıyordu. Taksim alanı bu gösteriye açılmıştı. Bu önemliydi.

Sağcı değilim dediniz, kendinizi siyasi yelpazenin neresinde görüyorsunuz?

Biz yetişme olarak İslami kesimler içerisinde yetiştik. Gençlik yıllarında “Ne sağdayız ne solda, hak yoldayız hak yolda” derdik.   Zaman içinde Türkiye şartlarında geldiğimiz noktanın sağcılık ve kapitalizm olduğunu fark ettim. Ne sağdayız ne solda söylemi abdestli kapitalizm doğurdu sonuçta. 1995 yılında yayınlanan üçüncü  kitabımın ismi Devrimci İslam olduğundan da anlaşılacağı gibi o özü sürekli geliştirdim, yeniledim.

Sizi komünistlerden ayıran nokta nedir?

Benim esas dünya görüşüm Tevhid’dir.  Dünyaya buradan bakarım. Bu iki ilkede ortaya çıkar: “Lailahe illallah”; Allah’tan başka otorite yoktur demektir. Özellikle “Lailahe” (otoriteye/hegemonyaya hayır) kısmı çağımızda anarşizme yakındır. İkincisi “Lehu’l-mülk”; tüm mülkiyet Allah’ndır demektir ve çağımızda sosyalizme yakın durur. Aramızdaki fark onların metafiziği yok. İktisadi korkuyu yenmede  epey mesafe katetmişler ama siyasi ve ontolojik korku noktasında çok zayıf hatta gerideler.

Anarşistler mülkiyeti hırsızlık olarak niteler. Komünistler de birikmiş emek olarak görür. Sizin bakış açınız nedir, bu konuya nasıl yaklaşıyorsunuz?

İhtiyaçtan fazla mülkiyet hırsızlıktır. Ev, binek, ev eşyası gibi yaşamak için zorunlu ihtiyaçlar aslında mülkiyet olmuyor. Fakat Kur’andaki tabirle servet ve kuvvet kaynaklarının yani üretim araçlarının mülkiyetine, tekelde toplanmasına karşı olmak gerekir. İslam’da havaic-i asliye vardır. Kişinin zorunlu ihtiyaçlarına tekabül eder. Eğer mülkiyet denecekse bu kadara izin veriliyor. Mülkiyet kimindir? Ne bireyindir ne de devletindir. Kur’an’a  göre mülk Allah’ındır. Yani hiç kimsenin değildir. Anarşistlerin mülkiyet hırsızlıktır sözlerine katılırım. Büyük üretim araçları şahıslara ait olamaz.  Çağın totemi Mamon (para), tabusu mülkiyettir. Mülkiyet hak mıdır, görev midir?  Henüz bunu tartışan kimse görünmüyor. Benim görüşeme göre İslam’da mülkiyet bir hak değil; görevdir. Havaic-i asliye ise görev değil haktır.

Arkadaşlarınızdan solcularla ne bu muhabbet gibisinden eleştiriler alıyor musunuz?

Ben ezilenlerden, alttakilerden yanayım. İster solcu ister sağcı olsun, ister namaz kılsın ister kılmasın. Şu an ihtiyaç olan solla barışık bir din veya dinle barışık bir sol ortaya çıkarmak. Latin Amerika ülkelerinde bunu görüyoruz. Mesela Paraguay’da da “yoksulların psikoposu” olarak anılan Fernando Lugo, 50 yıllık muhafazakâr iktidarı devirerek işbaşına geldi. Dindar, Hırsitiyan sol bu, bir özgürlük teolojisi. Dünyadaki muhalefetin gittiği yer bana göre burası. Türkiye’de de böyle bir şey olacak. Din ile sol barışacak, buradan küresel hegemonyaya karşı toplumsal muhalefet dalgası yükselecek. Yükselen trend bu. Dinle barışık olmaktan öte ondan ilham alan, kapitalizme, neo-liberal politikalara  karşı çıkan, sosyal adaleti savunan, yoksula sahip çıkan bir akım lazım.

Yeni kurulan HAS Parti hakkında ne düşünüyorsunuz ?

Yeni bir denemedir. Günümüz Türkiyesinde siyasi boşluk dindar –liberal boşluk değildir. Bu AK-Parti tarafından dolduruldu ve zamanı doldu bence. Bundan sonra AK-Parti’nin önemi azalacak.  Ya AK-Parti yükselen trendi görüp sosyal adalet veya sol  politikalara doğru evrilecek, ya CHP soldan dine doğru açılım yapacak, ya da HAS-Parti örneğinde olduğu gibi dinden sola doğru bir açılım gelecek. Latin Amerika ülkelerinde olduğu gibi hem “din” kökenli hem de adına çağımızda “sol” denilen sosyal adalet politikalarına ağırlık veren partiler yükselecek, ben gidişatı böyle okumaktayım. HAS Parti buna aday görünüyor.

CHP burada nerede duruyor?

Tabi benim dediğim partilerin aşan bir şey, daha geniş sosyal-toplumsal akımdan bahsediyorum. CHP içinde ise değişik görüşler var. ‘Şöyle kabul edebileceğimiz bir din yorumu nasıl olur?’ arayışı içindeler. CHP’nin bu konuda pragmatist olduğunu düşünmüyorum. ‘Birileri bize bir din anlattı, anlattıkları dinle biz bir türlü barışık olamadık, ama senin anlattığın din farklı’ diyorlar. Ben de onlara diyorum ki Kur’an’ı kendiniz okuyun, Allah sizin de Allahınız, Kur’an sizin de kitabınız. İmam hatiplilerin, ilahiyatçıların, diyanetin, türbanlıların, cemaatlerin, tarikatların tekelinde değil ki. Pireye kızıp yorgan yakılır mı?

Kürt sorunu konusuna yaklaşımınız nasıl?

Kürt sorunu, bana göre bir adalet ve eşitlik sorudur.  Temelinde yatan psikoloji de gurur ve onurdur. Sorunun tıpkı başörtüsü sorununda olduğu gibi psikolojik bir hal aldığı görüşündeyim. Türk’ün gururunu incitmeden, Kürt’ün de onurunu çiğnetmeden bu meseleye çözüm bulunabilir.

Bu işte çözümün merkezi ise devletin çelik çekirdeğidir. Ankara’daki çelik çekirdek yapı var ya, onu ya  içeriden birileri dönüştürecek veya kamuoyu bu yapıyı dönüşüme zorlayacak. Peki, neyi dönüştürecek? Öncelikle bakış, zihniyet, felsefe, buradan başlanacak.  Bir kere T.C’nin temel kuruluş felsefesinde bir değişiklik yapılacak. “Türk devleti” olmaz, bundan vazgeçilecek. “Türk devleti” olursa “Kürt devleti” de olur. “Türkiye” olursa “Kürdistan” da olur. Niye olmasın? Hangi gerekçeyle olmaz? Sen diyorsun ki, burası Türklerin ülkesidir. 1922’lerde çıkan bir kararnameyle “Kürdistan” kelimesi yasaklanmış, daha önce vardı. “Kürdistan mebusu  Arif efendi” diye telaffuz ediliyordu. Ulus-devlete geçilince bu söz anormal karşılanmaya başlandı. İmparatorluktan kalan topraklara sahip çıkalım, buraya “Türk” diyelim dediler. Bunun tutmadığı, tutmayacağı görüldü.

Bu topraklar etnik dayatmaları kaldırmıyor. Devletin kendisine “Türk devleti” demekten vazgeçmesi lazım. Ne desin? “Adalet devleti” desin. Devletin anayasal metinlerinde “Türk” veya “Kürt” dahil herhangi bir etnik köken, “İslam” dâhil herhangi bir din, “Sünnîlik”, “Alevîlik” dahil herhangi bir mezhep,  “Atatürk” dâhil herhangi bir şahıs ismi geçmemelidir.  Bunların devletin anayasal metninde yer almaması lazım. Toplumsal varlık olarak sosyolojide yer alır bunlar. Ortak anayasal tema bağımsızlık, cumhuriyet, demokrasi, adalet,  özgürlük,  kardeşlik, eşitlik, hak, hukuk, emek vb. olmalıdır. Buna “gayri şahsi egemenlik” diyoruz. Devlet herkesin ortak devleti olmalıdır.  Coğrafi anlamda “Türkiye” ve “Kürdistan” adı aynı anda kullanılabilir. Bu, iki devlet olacağı anlamına gelmez. Ortak ülke ve devletin coğrafi bölgelerini ifade eder. “Buralar Türkçe,  şuralar Kürtçe konuşan illerimiz” manasındadır.

“Kürt sorununun kökeninde feodalite var, ekonomik yatırımlar yapılmalı, bölgenin kalkınması lazım” vb. görüşler öne sürülüyor. Kürt sorunu esas itibariyle ağır derecede adalet ve eşitlik ihlalinden kaynaklanan bir “onur” sorunudur. Kürdün onurunu iade edeceksiniz. Bu ekonomi ile falan olmaz, orayı kalkındırmakla da olmaz. Hadi kalkındırdın, adama Kürt demiyorsun. Burada bir onur çiğnenmiş, bunun iade edilmesi gerekiyor. Çiğneyenler tarafından iade-i itibar edilmesi lazım. Benim inanç ve zihin dünyamda “Kürt yok” demekle “Allah yok” demek aynı şeye tekabül eder. Çünkü diller, kabileler ve halklar Allah’ın ayetleridir.

Türkün gururu kendini aldatmamalı. Kürt kardeşlerini dünyanın çakallarının kucağına itmemeli. Merhametle ve şefkatle yaklaşmalı, daha çok  gayret ve fedakarlık egemen kavme düşer. Kürt de onurunu yanlış yerde aramamalı, ekmeğini yeyip suyunu içtiği topraklara ihanet içine girmemeli. Başbakan kuvvet komutanlarını toplayıp Diyarbakır Ulu Camii’de namaz kılabilmeli, bir Kürdün düğününe gitmeli, bir Kürt çocuğuna örneğin Dilan ismini verebilmeli. “Kürdistan Türkiye’nin güneydoğusuna denir, aynı vucudun gövdesi ve pazusu gibidir bunlar” diyebilmeli.  Devletin resmi dili Türkçe olmakla beraber Kürt anadilinde eğitim ve öğretim görebilmeli.

Öcalan’a gelince, kendisinin muhatap alınmasını istiyor. Beni muhatap alacaksanız diyor, beni muhatap almazsanız bu sorun çözülmez diyor. Dağa 30 bin adam gömdüm, bu benim hakkım diyor.  Vura vura bir şekilde gelmiş bu noktaya. Bu bir gerçektir. Bu gerçekle İspanya’da ETA, İngiltere’de İRA örneğinde olduğu gibi yüzleşecek misiniz? Öcalan’ın bütün mesaisi şu an kendinin muhatap alınması. PKK, devleti bu noktaya zorluyor. Sen kenara çekil diyerek açılım yaptığınızda silaha sarılıyor. Zorla ilişkiye girme olarak görüyor. Bensiz çözemezsin, sabote ederim diyor.  Bakın, bir gün bu ülkede resmi sıfatları “Kürdistan milletvekili”  olan siyasi temsiliyetler olacak.  Bu olsun PKK kökenli olanların yarıyı bile bulmadıklarını görecekseniz.

Ben bölünmeye kesin karşıyım. Kardeşlik ve eşitlik içinde ortak ülke, ortak devlet ve ortak yurttan yanayım. Bunun dışında devletin ismi, ülkenin adı, coğrafi isimler dahil her şey değişebilir. Bütün bunlar bu topraklar bir arada dursun diye var değil miydi? 1921 anayasasının ruhuna dönülmeli ve oradan kalkarak ülke, devlet ve toprak yeniden inşa edilmelidir. Bu, Türk’ü ve Kürd’ü birarada tutan bir ruhtur, bu orada var. Aksi halde Kuzey Kore-Güney Kore, Doğu Almanya-Batı Almanya, Güney Yemen-Kuzey Yemen gibi parçalanma ardından da dağılma kendini dayatır.

Paylaş:

48 Comments

  • A.Kadir Doğru Posted 16 Kasım 2010 17:42

    İhsan Bey,her insan gibi sizinde yanıldığınız hususlar var.Söylediğiniz çoğu doğruların arasına malesef yanlışlarda giriyor.<br>Bir yandan şöyle diyeceksiniz;&quot;Bu topraklar etnik dayatmaları kaldırmıyor. Devletin kendisine “Türk devleti” demekten vazgeçmesi lazım&quot;…..<br><br>Ama öte yandan da şunu diyeceksiniz:&quot;Benim inanç ve zihin dünyamda “Kürt yok” demekle “Allah yok” demek

    • Anonymous Posted 22 Ağustos 2012 17:44

      bu sorun neden çözülemiyor işte bu kafa yapısından, gayet açık ve net…sen ne dersen de adam papağan gibi ezberlemiş 3-5 kelime, ne desen hep aynı böğürtü ile cevap veriyor … ben türküm, ama adam bende kürdüm diyor,iyi ne güzel selamun aleyküm…en güzeli barışmak,uzlaşmak,kaynaşmak…yoksa adına şehit dediğimiz gençlerin kanı sadece savaş baronlarının semirmesine yarıyor… Allahım ya yıl

  • cuma özusan Posted 17 Kasım 2010 01:57

    İhsan bey kardeşim,<br><br>Bu yazınızla gönlümü fethettiniz. Sizi canı gönülden kutluyorum. Allaha emanet olun. Selam ve saygılar.

  • gulhan uzunhasan Posted 17 Kasım 2010 03:02

    insaf be ihsan hoca.

  • HARUN ALTUĞ Posted 17 Kasım 2010 13:24

    Selam kardeşlerim;<br>Sayın A.Kadir Doğru bey, özellikle sizin yaklaşımınızı kınıyorum. Diyorsunuz ki;&quot;Türklerin kendi vatanlarına isimlerini vermeleri suç mu?&quot; İlk anayasayı ve Lozan mantığını bilmiyor olabilirsiniz.Müslüman kitle kurucu asli unsur sayıldı ve ilk kanuni esasimizde de devletin dini &quot;islam&quot; olarak vurgulandı. Asimilasyon ve bir yeni ulus kimlik inşa

  • Emin Posted 18 Kasım 2010 01:46

    Kardeşim,<br>Harun Altun un milliyetçilik karşındaki duruşunu selamlıyorum. Milliyetçiliğin insanlığın başına açtığı onarılması imkansız yaraların unutulması bir suçtur. Devrimci müslümanların dünya kardeşliği yolunda yürüyebilmek için, evrensel islam için, bir an önce şoven, milliyetçi düşüncelerden tamamen uzaklaşmaları bugün hergünden biraz daha fazla aciliyet gerektirmektedir. Yoldaşça

  • Mustafa Posted 18 Kasım 2010 03:08

    İhsan beyin bu yazısında söyledikleri mekandan ve zamandan bağımsız evrensel doğrular olarak görüyor ve katılıyorum.<br>Ancak bulunduğumuz zaman, mekan, şartlar ve uluslararası politikalar gözönüne alındığında bir ülkenin parçalanmasının ayak sesleri olduğunu da görüyorum. Günümüz satranç tahtasında, satrançtan çok daha karmaşık ilişkiler barındıran hayatımızda; hak-hukuk söylemleri bir fil,

  • A.Kadir Doğru Posted 18 Kasım 2010 11:38

    Adıma hitaben,çalakalem bi kaç satır yazı çiziktiren kişiye,cevaben derim ki;<br>Daha bi kaç sene öncesine kadar İstanbul&#39;u bizzat işgal eden,Batı ve Orta Anadolu işgalinin azmettiricisi ve de destekçisi İngiliz Hükümetine, &quot;Dersim Generali ! &quot; imzasıyla, Kurtuluş Savaşından yeni çıkmış Ankara Hükümetinin aleyhine yardım dilenen ve de işbirliği teklif eden bir mektup yollayan o

  • VEysi YAvuz Posted 18 Kasım 2010 11:51

    SAyın A.Kadir Doğru<br><br> Her insan gibi sizinde yanıldığınız hususlar var.söylediğiniz çoğu doğrular arasına maalesef yanlışlarda giriyor..<br><br><br>&#39;&#39;türklerin kendi kurdukları devlete türk ismi koymasın da ne demek&#39;&#39;<br>bir kere yeni bir ülke kurulmuş değil.. sadece isim ve rejim değiştirilmiştir.. yani ülke kurma, yaratma, oluşturma gibi bir durum yok..ortada işgale

  • Ali Rıza Dündar Posted 19 Kasım 2010 19:20

    Çağımızın Ebuzeri dediğimiz, kelimelerinde Ebuzerin öfkesini gördüğüm, İhsan abinin bu yazısı beni çok üzdü. Ben ülkücüyüm ve Türk Milliyetcisiyim, milliyetcilik anlayışımı kan bağı değil ülkü bağı oluşturuyor. 1000 yıllık kardeşliği bozmaya yönelik her türlü hareket ve davranışı ihanet olarak görürüm. Keşke bu konulara hiç girmeseydi…Selam ve Dua ile…

  • Taha20 Posted 19 Kasım 2010 20:14

    Selam HARUN ALTUĞ kardeşime…<br>ben de senin bu güzel durusunu kutluyorum. Bilinç altlarında hala Türk ırkçılığı kalanlara, daha iyi cevap verilemezdi herhalde.<br><br>yazdığınız yorumun üzerine söz söylemeye bile gerek yok aslında…<br><br>Bu kadar uzun ve her önemli konuda harika çözümler öneren yazının içinden takıldıkları tema neden Kürt konusu olmuş acaba?<br><br>Turnusol kağıdı misali,

  • Mehmet Posted 20 Kasım 2010 10:32

    İHSAN AĞABEY;<br><br>ben partiler hususundaki fikirlerinize katılmıyorum. bence müslüman düşüncenin seddi oluyor partiler. düşünün ilim adamları parti çatısına alınıyor ve orada tabir-i caizse eneniyor, ehlilleştiriliyor. bunun örneklerini duyduğum için kesin konuşuyorum. bence sizin ve sizin gibi mütefekkir ilim adamları dışarda kalıp içeriyi kuşatma altında tutmalı diye düşünüyorum.

  • suyuuti Posted 20 Kasım 2010 11:37

    İhsan baba,<br><br>Babacım. Her evlada senin gibi bir baba gerek. Evlatlarımızın senin gibi bir babaya sahip olması için okuyoruz seni.<br><br>Allah ayaklarını kaydırmasın.

  • mustafa Posted 20 Kasım 2010 13:14

    a. kadir doğru kardeşim. pek doğru yaklaşımlarınız yok maalesef sözleriniziden kavmiyetcilik kokan sözler olarak görüyorum. siz hala tevhidi anlayamamışsınız………….!!!

  • Ali YANAN Posted 20 Kasım 2010 16:41

    İhsan Hocam gene taşı gediğine koymuş. MAŞALLAH.. ALLAH başımızdan eksik etmesin..

  • misal Posted 20 Kasım 2010 23:16

    İsa nın şu sözünü çok beğenirim:Sezarın hakkını sezara Tanrının hakkını tanrıya verin…herkim bulunduğu topraklarda bir hizmet görüyorsa ne dilini ne kökenini öne çıkarmalı.ihsan hoca demiski doğunun adı kürdistandır ..doğu topraklarının öncesi ermenilerin evi bağı bahçesi vardı.. simdi türkiye içindeki ermeni azınlıkta gasp edilmis topraklarınıda onlarda alsınlar.. bu ülke içinde bir çok etnik

  • Mehmet Salih ÖZALP Posted 21 Kasım 2010 10:27

    İhsan Eliaçık;<br><br>Bu sözler sizden duymak güzeldir. Zaten bundan kötü bir açıklama hayal kırıldığı olurdu. Kür sorununa güzel yaklaşımınız taktire şayandır. Ancak hala klasik sözlerden etkilendiğiniz belli oluyor ki bunlrı bende hoşgörüyle karşılıyorum. Diyorsunuz ki &quot;ekmeğini yediği devlete ihanet etmesin…&quot; Benbir Kürt olarak bu sözden Türk bile olsaydım alınırdım. Devletin

  • HARUN ALTUĞ Posted 21 Kasım 2010 19:26

    Sevgili kardeşlerim,<br>Sayın A.Kadir Doğru kardeşim,<br>Şarapnel parçaları hep o mülk-toprak üzerinde hiçbir ahlaki ve ontolojik hakkı olmayan kişi ve/veya grupların tasarruf sahibi olmak için giriştikleri mücadele yüzünden patlamaktadır. Siz-biz, tevhidi(bir ve birlik olmayı) nasıl ve kiminle tasavvur ediyoruz ki?…Elbette tevhidi engellemek için dışsal ve içsel şeytani güçler olacaktır,

  • cuma özusan Posted 22 Kasım 2010 21:05

    Öyle anlaşılıyor ki bazıları hala bakar-kördürler.Hala köhnemiş zihin kalıplarına inatla yapışıyorlar. Bazılarının hala bir fırın ekmek yemesi lazım. insanlar hiç akıllanmıyor. illa bir felakete uğraması lazım. o zaman da &quot;bade harabül basra…&quot;. Kuran bu hakikati ne beliğ ve veciz bir şekilde ifade ediyor: &quot;Bedeviler, &#39;İman ettik&#39; dediler. De ki: &#39;Siz iman etmediniz;

  • A.Kadir Doğru Posted 22 Kasım 2010 21:40

    Lütfen siz de &quot;kavmiyetsizmiş&quot; gibi davranarak &quot;tevhid&quot; in ortaya çıkacağını zannetmeyiniz.

  • levent ceylan Posted 23 Kasım 2010 15:15

    ne kadar boş insanlarsınız kürt kürt aşağı yukarı<br>sieze söylenecek tek bir şey var<br>YAŞASIN VATAN YAŞASIN TÜRK MİLLETİ

  • A.Kadir Doğru Posted 23 Kasım 2010 17:53

    HARUN ALTUĞ un yorumunda, Denmiş ki; &quot;Şarapnel parçaları hep o mülk-toprak üzerinde hiçbir ahlaki ve ontolojik hakkı olmayan kişi ve/veya grupların tasarruf sahibi olmak için giriştikleri mücadele yüzünden patlamaktadır&quot;<br><br>Diyorum ki; ..KELLA…O şarapnel parçaları bu topraklar üzerindeki insanların hayatlarını, namuslarını ve de dinlerini korumak için, Gerek iç gerekse dış

  • burak Posted 23 Kasım 2010 18:25

    Sayın İhsan hocanın etkin kökenlere ve kürt sorununa bakışı, islamın kazandırdığı evrensel bir bakıştır bence.. İslamı hayatına geçirmiş olanların en azından buna yakın bir bakışa sahip olmaları gerektiğini düşünüyorum..

  • Emin Posted 23 Kasım 2010 19:35

    Yaşasın,<br>yaşasın türkler,<br>yaşasın kürtler,<br>yaşasın arnavutlar,<br>yaşasın çerkezler, yahudiler, ermeniler, çingeneler…<br>yaşasın bütün insanlar yaşasın,<br>yaşasın yaşasın bütün çocuklar yaşasın,<br>yaşanın da şekerde yiyebilsin.<br><br>Merhametli Allahın adıyla

  • Hanırmak Posted 23 Kasım 2010 20:21

    Sayın İhsan Eliaçık, (KÜRT SORUNU.GURUR VE ONUR) adlı makalesinde de Kürtçülerle ilgili görüşlerini açıklamıştı.Sayın hocamız diyorki,devletin adi Türk Devleti olmasın.Yani kürtçü bölücülerin keyfi için Türkiye demiyeceğiz.Adalet devleti diyecekmişiz.Adalet devleti diye devlet ismi mi olur.Adil devlet olmak ayrı bir şey.Ona itirazımız yok.Diğer bir konuda kürt dilinde eğitim ve öğretim.Kürtleri

  • Mehmet Salih ÖZALP Posted 26 Kasım 2010 12:03

    Sn. Hanırmak;<br><br>Sen millet yaratmayacaksın, sen vermeyeceksin. Biz alacağız…. Ne demek istediğimi anladınız. Sen Türkiye denince Türkle başlıyorsun herşeye fakat benim açımdan Türkler sığınmacıdır. Ya tam kardeşlik, ya da ömür boyu hep beraber rezil bir yaşam. Ya bu ülkeyi bölüşeceğiz. Ya da hepsini birkaçkişinin eline bırakmayacağız. Bölüşmek ortadan sınır çizmek olarak anlıyorsan bu

  • Hanırmak Posted 26 Kasım 2010 23:38

    Sn.M.Salih Özalp,<br>Bana hitaben yazdığın için kısaca cevap veriyorum.Yazınızda konu bütünlüğü yok.Bir taraftan dilin önemi yok diyorsunuz,diğer taraftan dilini bırakmaktansa her şeyi feda edebileceğini söylüyorsunuz.Bu bir çelişki.Ayrıca biz kendi imkanlarımızla ayrı bir millet yaratacak halimiz yok derken sayın Eliaçık a cevaben yazdık.Siz alacağız dıyorsunuz.Alın bakalım,alabilecekmisiniz.<br

  • Mehmet Salih ÖZALP Posted 28 Kasım 2010 13:34

    Selam;<br><br>Senin Kürtlerle sorunun olmayabilir. Ama Kürtler yıllardır bu sistemleri kabul edemediler. Şuanda hiçbir Kürt yoktur ki için de Kürdistan özlemi olmasın. Kürtlerin yarısı PKK ile sol kurtuluşu beklerken diğer kısmıda İslami Kürt devlete aldanıyor. Satılık birkaç Kürt varsa onlarda para ve makam için öyle yapıyordur. Osmanlı döneminden beri onlarca isyan yapıldı ve otuz yıldan beri

  • A.Kadir Doğru Posted 28 Kasım 2010 21:48

    İşte böyle M.S.Özalp gibi şerefsizler, bu topraklarda her zaman oldu, ama onlara gerekli tokat da her zaman vuruldu.Şimdi yumuşak yöneticilerin olduğu zamanlarda it gibi havlarlar.Ama ,Akıncılar ın karşısında namusları dahil herşeylerini sunarlar bunlar.

  • Ali Rıza Dündar Posted 28 Kasım 2010 22:09

    Mehmet Salih ÖZALP bu ne kin böyle? Nereden cesaret aldında içindeki bu kahbe zehiri dökmeye başladın. Vatanmı istiyorsun? Doğuştan vatansızların vatan isteme hakkı olamaz. Vatan sırtını Amerika veya İsraile dayamaklada kurulmaz, kalleşlik yapanları tarih asla affetmeyecek.

  • HARUN ALTUĞ Posted 28 Kasım 2010 23:15

    Sayın site sahibi, okuyucu ve yorum yazan kardeşlerim,<br>vSizlere, burada yorum yazan insanların tamamının asgari insani özelliklere haiz oldukları ön kabulü ile ben de yorum ve cevabi bir kaç satır yazmıştım, faydalı olmak ve istifade etmek niyetiyle… Üzülerek görmekteyim ki; sin-kaf bile kullanmaktan çekinmeyen bu varlıkları muhatap almış olmakla büyük bir hata yapmışım, cümlenizden özr

  • A.Kadir Doğru Posted 28 Kasım 2010 23:21

    Harun Altuğ,sin-kaf lı laf a alınıyorsun ama sana &quot;leş&quot; denmesinden alınmıyorsan ,ruhunu kaybetmiş &quot;karaktersiz&quot; birisin demektir.

  • Aşık Posted 29 Kasım 2010 03:30

    İhsan Eliaçık&#39;ın insanı düşündürmeye sevk eden yazıları ile başlattığı bu forumdaki tartışmaların bu hale getirilmesi tek kelime ile ayıptır! Youtube&#39;da olur olmadık kliplerin altında Kürt-Türk meselesi üzerine yapılan küfürlü tartışmalara dönmesin burası. İnternet ortamında bu üslupla tartışabileceğiniz sayısız yer mevcuttur; ama bu yer onlardan bir tanesi değildir. Forum idarecisinin

  • Mehmet Salih ÖZALP Posted 29 Kasım 2010 12:33

    Sayın bilgiden ve tartışmaktan aciz; sopa, küfür ve hakaretten beslenen Osmanlının müşererf çocukları; Dininiz ve Diliniz küfüre yatkın, zorbalığa, öldürmeye, kırtıp bağlamaya, esir almaya, talan almaya, bilgi düşmanı ve bilim düşmanısınız. Ali Şeriati&#39;nin dediği gibi &quot;Ne zaman Türkler İslam&#39;a girdi işte o zaman felsefe ve bilim söndü&quot;<br><br>Bilgi ve bilimden uzak; her

  • Mustafa Posted 2 Aralık 2010 01:35

    Türkler suçludur; İngilizlerin Hindistan&#39;da, Singapur&#39;da, Avusturalya&#39;da… yaptıklarını yapmadıkları için ki hala bugün oralarda ingilizce konuşulur. Türkler suçludur; Fransa&#39;nın Tunus&#39;ta, Cezayir&#39;de Afrika ülkerinde yaptıklarını yapmadıkları için ki hala bugün oralarda fransızca dili ve kültürü yaygındır. Türkler suçludur; Almanların yahudilere yaptıklarını

  • Ahmet Aktaş Posted 15 Aralık 2010 01:28

    Selamlar Kardeşim.Tabiki türklerin kurduları devlete kendi isimlerini vermeleri doğal ama herkesin malumudur ki bu ülkeyi bu coğrafyada yaşayan tüm halklar beraber kurmuşlardır.<br> Birazda olaya kürt kardeşlerimizin durduğu yerden bakmayı denesek ne olu sanki!<br> Hem bu isim mesele sinden ziyade hak ve adaleti öne çıkarmalıyız.Eğer bizim yurdumuzda 20 milyona yakın yoksul insanımız

  • Ahmet Aktaş Posted 15 Aralık 2010 01:33

    Canım kardeşim sözü uzatmaya gerek yok! Siz bu topraklarda yaşayan tüm vatandaşlarla eşit haklara sahip olmaya razı mısınız değil misiniz?Doğru tektir ve allah ona nasıl ulaşacagımızı bize göstermiştir.

  • Ahmet Aktaş Posted 15 Aralık 2010 01:41

    Kımetli kardeşim söyledikleriniz doğru olmakla birlikte tamda birilerinin istedigi şeyler.Kızgınlık anında söylenenler gerçek düşüncelerimizi yansıtmazlar.Tüm müslümanlar şunu iyi bilmeliki kürtler selahattin eyyubiden beri bu ümmetin yetimleridir.Kürt kardeşlerimiz de ulusalcı türk kardeşlerimizin düştügü hataya düşmemelidir.

  • Mehmet Salih ÖZALP Posted 20 Aralık 2010 12:04

    Darwin gibi müşerref bir bilim insanı, İbni Miskeveyh gibi üstün zekalı bir biyoloj ortaklaşa derler ki; &quot;Türkler evrimlerini gerçekleştirememeişler&quot;. Senin şuan ki anlayışını ve Kürt düşmanlığını evrimle açıklayabilirim. Saygılarımla…

  • Mustafa Posted 24 Aralık 2010 03:04

    Senin o bilimle süsleyip attığın çamurları yesinler, evrimde son nokta sensen, bırak, bizden uzak dursun. Ama diğer taraftan da hakaretlerin bize iltifat gibi gelir, şeref verir, çünkü; senin gibilerine zıt olduğumuzu kanıtlar. Bunun için de teşekkür ederiz.

  • yucel Posted 11 Ocak 2011 15:49

    Selamlar . ….dışarda 20 binden fazla insanımız yoksul insanlar buna çozum bulucaklarına turk kurt ermeni kısaca ırk ayırımı yapıyolar bu konu uzerinde tartışıyolar butur basit meseleler uzerine tartışma yaratacagınıza dışarda 20 binden fazla insana çere bulalım!!!<br> eline saglık ihsan abi

  • Mehmet Salih ÖZALP Posted 11 Mart 2011 12:37

    Kürtler ve diğer mazlum halklar için birinci derece önemli olan din veya ekmek değildir. O yüzden din adı altında Kürtleri kandırmak, Sosyalizm ile duygusal bir asimilasyon gerçekleştirmek mümkün olmayacaktır. Samimi olmanız gerçeği değiştirmeyecektir.<br><br>Kürt kimliği ve bilinci oluşmadan kalkıp ekonomik sorunları birinci planda tutmak sadece &quot;Türklük&quot; duyguma şimdilik karıişmayın,

  • mutlu Posted 11 Mart 2011 21:46

    a kadır bey çok güzel yazmışsınız eksik bile.,<br><br>amerikanın kuracağı devlet parçalayaçağı ülkeler kimin adına kımın hakları için olur.<br>uyanmak gerek,

  • mutlu Posted 11 Mart 2011 21:49

    evet ali rıza dündar bey<br><br>maalesef ülkemiz üstünde oynanan oyunları görülmüyor. de sanki kendiliğinden oluyor bunlar mehmetçiğin şehit edilmesi pek bır masumca hak arayışı

  • MİG-29 Posted 14 Mart 2011 12:21

    Bayrak ,dil,ülke ,millet bunlar insanlığı bölen kavramlardır. artık tek tek parçalarla uğraşacağımıza bütünü görelim. bugün bütün insanlık zorbalığın altında ezilmektedir afrikadaki ezilenle asyada ezilen arasında fark yoktur birini birine tercih edemeyiz.

  • fatih Posted 17 Nisan 2011 21:29

    Mazlumdan zalim yaratılmaya çalışılıyor.Bir defa kürtler osmanlı,türkiye ve islam tarihini batılı orientalistlerin yazdıklarıyla yorumlamayı bıraksınlar.İran devleti kurulduğundan beri kürdistan diye bir eyaleti var.ırak 1971 den beri kürdistan otonomisini tanımıştır.Hala pejak neden irana saldırıyor .Yani Türkiyenin doğusunda bir kürdistan federasyonu yada eyalet kurulsa pkk bölmekten

  • samet Posted 20 Nisan 2011 07:44

    ihsan hocam yüreginize saglık acı ama bulundugumuz virgülün çözümü söylediginiz her şeye katılıyorum allah razı olsun sizin gibi özgür beyinler yarınımızın tek umutları…

  • Serkan Posted 13 Mayıs 2011 23:57

    Birinci dünya savaşında Osmanlıya ihanet etmeyen tek büyük müslüman azınlık Kürtlerdi(ki Arapların da büyük çoğunluğu ihanet etmemiştir.Merak edenler Pan İslamizm Osmanlının son umudu,Prof.Metin Hulagu; kitabını okusun).Fakat nasıl Arnavutları kaybetme başarısını! gösterdiysek böyle giderse Kürtleri de kaybetme başarısını! göstereceğiz.Bizi yabancı devletlerin bölmesine gerek yok biz zaten orta

Add Comment

Aşık için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.