“Şiddetli geçimsizlik yaşadığınız eşlerinizle önce oturup konuşun, olmazsa yataklarında yalnız bırakın, yine olmazsa bir müddet ayrılın. Barışıp anlaşırsa hala işi yokuşa sürüp bahaneler aramayın. Yücelik ve büyüklük Allah’a mahsustur; bundan hiç şüpheniz olmasın. 
Eğer eşlerin arasının iyice açılıp işin boşanmaya doğru gittiğini görürseniz tarafların ailelerinden birer hakem çağırın. Niyetleri gerçekten barışmaksa Allah niyetlerini boşa çıkarmaz. Allah her şeyi biliyor, her şeyi duyuyor; bundan hiç şüpheniz olmasın…”
(Nisa; 4/-35).

Bu ayet kadınları “dövmeyi” emreden ayet olarak bilinir.

Yaptığım çeviride görüldüğü gibi ayette geçen [ve’dribuhunne] ibaresi “Onları dövün, vurun” yerine “Onlardan bir müddet ayrılın” olarak tercüme edilmiştir. Çünkü kelime bu anlama da gelmektedir.

Şöyle ki:

Sözlükte [DRB] kökü mastar olarak “vurmak, dövmek, yapmak, bırakmak, ayrılmak, göstermek, etmek, eylemek, koymak” vb. birçok anlama gelir. Bu kelime Arapça’nın “aspirin” gibi neredeyse her derde deva bir sözcüğüdür. Türkçe’deki etmek, eylemek veya İngilizcedeki get sözcüğünü çağrıştırır.

Örneğin empoze etmek, baskı yapmak, zorlamak (darb), kota uyguladı (darabe hıssa), iğne yaptı (darabe hagn), çadır kurdu (darabe heyme), vergi koydu (darabe darîyb), misal verdi, örnek gösterdi (darabe mesel), para pastı (darabe nugt), telefon etti (darabe’l-hatife), vuruşmak, dövüşmek (tedârub), kıvranmak, çırpınmak, bocalamak, telâşlanmak, çalkalanmak (idtırâb), grev, iş bırakma, işi terk etme, ayrılma (idrâb), çalkantı, kriz (idtırâb), sınıf, cins, nevi, (darb), vurguncu, spekülâtör (müdârib), ticarî rekabet, ticarî ortaklık (müdârebe) gibi birçok kelime bu kökten türetilmiştir…

Sözlükte [NŞZ] kökünden ise mastarı “yükselmek, şişmek, ortaya çıkmak, meydana gelmek, ayağa kalkmak, normalin dışına çıkmak, isyan etmek, karı-koca birbirine karşı gelip kavgaya meydan vermek” olan manalar gelmektedir. Yerinden kaldırmak (inşâz), yüksek, yerinden dışarı fırlamış, şişmiş, uygunsuz müzik ritmi, geçimsiz, huysuz (nâşiz), ortaya çıkmış, diğerleri seviyesine çıkan şey (neşâz), tepe, çıkıntı, yüksek (neşz) kelimeleri bu köktendir… Türkçe’de aile mahkemelerinde sıkça kullanılan ve boşanma nedenleri arasında sayılan “şiddetli geçimsizlik” dediğimiz şeyle aynı manayı çağrıştırır. Burada kadından kaynaklanan şiddetli geçimsizliğin kastedildiği anlaşılıyor.

Görüldüğü gibi ayette geçen darb ve nuşûz sözcükleri Arap muhayyilesinde bu manalar etrafında dönüyor.

Keza (darabe) kelimesinin Kuran’da “sefere çıkmak, bir yerden bir süreliğine ayrılmak, açmak, ayırmak” anlamında kullanıldığı yerler vardır;

“Yeryüzünde ‘sefere çıktığınızda’ düşmanın üzerinize ani saldırı düzenlemesinden korkarsanız, namazı kısaltmanızda bir sakınca yoktur” (Nisa; 4/101).

“Sonra Musa’ya şöyle vahyettik: ”Kullarımla geceleyin yürü, onlara denizde kuru bir yol ‘aç’, yakalanırız diye korkup kaygılanma.” (Taha; 20/77).

Zaten Kur’an’da 10 civarında yer var ki hepsinde de, ihtilaf, bu “darabe” fiilinin çok anlamlı olmasından kaynaklanıyor. Örneğin: Musa’ya asanı taşa vur mu dedi, işaret et mi dedi? İneğe vurun mu dedi, onu uygulayın mı dedi? Kadınları dövün mü dedi, bir müddet ayrılın mı dedi? vb.

***

Şu halde “Kadınları dövün” ayeti olarak meşhur olan bu ayet, “İkişer, üçer, dörder…” ayetinin evliliklerin giderek çoğaltılmasını değil giderek azaltılmasını amaçlaması gibi, kadın dövme olaylarının terk edilmesini amaçlamaktadır…

Hz. Peygamber’in “Bütün gece, Muhammed ailesinin etrafında her biri kocasından şikâyet eden yetmiş kadın dönüp dolaştı. Hâlbuki sizler, o kadınlarını dövenlerin hayırlılarınız olduğunu göremezsiniz.” (İbni Mace, Ebu Davud) hadisinden de anlaşılacağı gibi, o dönemde de kadınlar dövülmektedir. Artan şikâyetler üzerine inen ayetlerde, dayak başta olmak üzere şiddeti yegâne çözüm yolu görenler bu işten vazgeçirilmeye çalışılmaktadır.

Zaten kadınlarını dövmekte olan, bu yüzden de koşup peygambere gelen ve bütün gece onun evinin etrafında şikâyetlenen “mağdur” kadınlar için, bir de gelen ayetlerde “Onları dövün, dövmeye devam edin” denir mi? Olacak şey midir? Bu, Kuran’ın daima mağduru koruyup kollayan ruhu ile bağdaşıyor mu?

Burada, oturup konuşmadan, bir müddet yatağını veya odasını ayırma gibi gayet insanî yöntemlere başvurmadan, tek bildiği “Karnından sıpayı başından sopayı eksik etmeyeceksin” olduğu anlaşılan o günkü Arap toplumunu medenîleştirmenin amaçlandığı apaçık ortadadır.

Bu ayetten sonra ne gibi gelişmelerin olduğuna baktığımızda, bizzat Hz. Peygamber’in ömrü boyunca evli olduğu hanımlara tek bir kez bile el kaldırdığını göremiyoruz. Bir ara hanımlarıyla sorun yaşayınca önce onlarla konuşmuş, sonra yatağını ayırmış ve bir müddet (iki ay kadar) onlardan ayrılmıştır. Sonra anlaşma sağlanınca tekrar dönmüştür. Ayete verdiğimiz meal onun bu uygulamasına da dayanmaktadır.

Yine ayette geçen (darb) kelimesine vurma manası verilince, bunu yumuşatmak için kılı kırk yaran “utangaç” yorumlar yapıldığını, sonunda bunun artık bildiğimiz anlamda “evire çevire dövme” olmaktan çoktan çıktığını görüyoruz.

Örneğin “Etki ve iz bırakmayacak, kemiğini kırmayacak, herhangi bir uzvunu çirkinleştirmeyecek, dürtmek ve benzeri şekilde olacak (Kurtubi)… Peş peşe aynı yere vurulmayacak, güzellik mahalli olan yüze vurulmayacak, kırk vuruştan fazla olmayacak(Şafi)… Asla ölümüne sebebiyet vermeyecek, kamçı ve sopa ile olmayacak, bükülmüş mendil gibi bir şeyle olacak” (Razi) vs…

Şimdi ister istemez mantık şu soruyu sordurur: Bir adam sinirli bir halde bunlara nasıl dikkat edecek? Eğer böyle olacaksa dövmenin caydırıcılığı kalır mı? Bu, bir anlamda “dövmecilik oynama” gibi bir şey olur.

Böyle yapmak yerine, kelimenin içeriğinde zaten varolan “bir müddet ayrılma, ayrı kalma” (boşanma değil; henüz boşanma yok) manası verilmeye neden yanaşılmıyor? Üstelik dövmenin hiç de hayırlı bir şey olmadığını söyleyen yığınla rivayet ve görüş varken… Bizzat Hz. Peygamberin kendisi “bir müddet ayrılma” olarak uygulamışken… Hiçbir zaman hanımlarına tek bir “fiske” bile vurmamışken…

***

Şu halde tıpkı evlenme, içki, zina ayetlerinin aşama aşama ve belirlenmiş bir hedefe doğru gitmesi gibi, şiddetli geçimsizlik yaşayan ailelerin nasıl tekrar anlaşacağını düzenleyen bu ayet de, “kadınlarını döven” her hangi bir toplumu aşama aşama dövmeden vazgeçirip gayet medenice ilişkilerini düzenlemeleri öğütlüyor. Ve bunu beş aşamaya bağlıyor:

 1-Konuşun, anlaşın…

2- Olmazsa (ev içinde) yatakları/odaları ayırın…

3- O da olmazsa bir müddet (evleri) ayırın…

 4- O da olmazsa hakemler çağırın…

 5- O da olmazsa boşanın, onu da iki ile sınırlandırın, üçüncü bir geri dönme hakkınız da vardır…

Bugün şiddetli geçimsizlik yaşayan bir ailenin arasını bulmak için devreye giren birisi, akl-ı selim ile düşünse bundan daha güzel bir yol yordam bulabilir mi?

Ayette geçen “yatağında yalnız bırakmak/uzaklaşmak” ifadesi o dönemde çokeşli bir adam için, eşlerinden birisine yaptırım uygulaması anlamına gelmekteydi. Çünkü nasıl olsa başka eşleri vardı. Ama genellikle tekeşli olan günümüz insanları için böyle bir uygulama, adamın kendisine yaptırım uygulamasına dönüşeceğinden bunu, evin içinde şiddetli kavga ve geçimsizlik halinin durdurulması, bir müddet kendilerini dinleme, olayın üzerine gitmeme, alttan alma, fazla yüz göz olmama şeklinde yorumlamak gerekir. Zaten tabiî olarak ev içinde bundan başka yapılacak bir şey de yoktur.

Şiddetli geçimsizlik yaşayan aileler için yukarıdaki “beş aşamalı çözüp plânının” sadece Müslüman aileler için değil, bütün insanlık aileleri için evrensel çözümler önerdiğini söyleyebiliriz. Zaten dünyanın neredeyse tüm medenî hukuk mahkemelerinde uygulanmaya çalışılan bundan başka bir şey midir?

Kadına şiddetin alabildiğine arttığı bugünlerde bir kez daha hatırlamakta fayda var ki Kadını dövmenin dinde yeri yoktur. Ne Allah bunu emretmiş, ne Peygamberimizden bir kez olsun böyle bir şey sadır olmuştur…
Paylaş:

15 Comments

  • Kinpi Posted 11 Ekim 2011 13:49

    İslam'ın düzgün anlaşılması için yazdığınız yazılar vicdanımızın sesi olmaya devam ediyor, Allah kaleminize ve zihninize kuvvet versin!

  • seçkin Posted 12 Ekim 2011 07:16

    yazı için tşk. bu yazıyı Prof Dr. Orhan Çekere gönderdim ve gönderdiği cevap şöyle… Basiretsizliğin örneğini sunuyorum sizlere…<br /><br />&quot;Feministler ve modernistler karşısında kompleksinizden dolayı apaçık Kur&#39;an ayetine farklı manalar vererek ALLAHa iftira ediyorsunuz. Beyler aklınızı başınıza alın. Dövmek anlamında olan kelimeye zorlanarak &#39;Birbirinizden bir müddet ayrılın&#

    • Anonim Posted 11 Şubat 2015 20:41

      Ayetin sonunda incitmekten kaçınınız diyor. Yüce Allah hiç incitmekten bile kaçınınız dediği yerde dövün der mi? Aklınızı kullanın.

  • Anonymous Posted 12 Ekim 2011 09:13

    Selam size;<br /><br />güzel bir çalışma. benzer çalışmanın aynısını yıllar önce Cengiz Özakıncı ve Lale Bahtiyar da yapmıştı. Onlar da daraba fiilini uzaklaşmak olarak da kullanmışlardı.<br /><br />Selametle, ömer öksüz (fikirkalem

  • Anonymous Posted 12 Ekim 2011 14:16

    Dinimizde en çok tartışılan konulardan birisine açıklık getirdiğiniz için çok teşekkür ederim İhsan bey, daha 2 gün önce Nisa suresini okuduğumda yine bu ayeti görüp, kadını dövmenin yüce Allah&#39;ın bir sözü olamayacağını düşünmüş ama ayet çevirisinde &quot;dövün&quot; ifadesi de apaçık yazıldığı için yine açmazda kalmıştım. Keşke kutsal kitabımızda yer alan tüm kelimeler için detaylı analizler

  • serdarun Posted 12 Ekim 2011 23:34

    Sayın İhsan Eliaçık, inşallah beraber yürüdüğünüz, yaşadığımız insanlarında akıl süzgeci sizinki kadar temiz, olur, gayretiniz karşılık bulur, Allah yardımcınız olsun…<br />İçimizde debelenip duran sorulara cevap olmaya devam edersiniz.

  • habil Posted 13 Ekim 2011 06:09

    Selamlar Ihsan Abimize…<br />Bizleri ve ozellikle kendimi diyorum boyle ayeleri gunumuzle ic-ice butunleyerek aydinlatdiyorsunuz ya Rebbim yardimciniz olsun.<br />Zaten kadini doymeye sartlanmis bir kafa bu yazini<br />anlayamaz.<br />Vallahi yukaridaki ayetin kadini dovme kimi yorumlayan klassik tefsir kafalilar kendilerini dunyada utandiriyorlar lar da farkinda deyiller.<br />Sonda Ibn-Abassa

  • Anonymous Posted 14 Ekim 2011 13:38

    Kadınım diye evine aldığı, aynı yastığa başkoyduğu insana dayak atmayı CAİZ gören,<br />12 yaşındaki çocuğu kendisine helâl görüp TECAVÜZ eden,<br />Asgari ücretli adı altında emrinde köle çalıştıran, sigortasını yapmayan, 10. yüzyıl şartlarında maden ocakları işletip yüzlerce masumu KATLEDEN,<br />5 yıldızlı otellerde iftar açıp, trafikte kendisinden sadece 1 LİRA isteyen yavruyu azarlayan,<br /

  • Anonymous Posted 14 Ekim 2011 20:46

    Peygamberimizin eşini/kızını/annesini yani genel ifadeyle kadını dövmesi akla yatıyorsa Nisa-34. ayette geçen &#39;&#39;ve&#39;dribuhunne&#39;&#39; ifadesi de dövün manasına gelir.

  • Anonymous Posted 15 Ekim 2011 19:33

    Veda hacları bir kere çelişkilerle dolu bütün veda haclarını inceleyin kadının dövülmesi yeryüzü müslüman olana kadar cihad bana farz oldu ibaresi size tek bir emanet bırakıyorum Kuran kimisinde Kuran+sünnet kimi veda haccıda Kuran+ehlibeyt diye geçer hepsi farklı farklı veda haccında çok sayıda yamalar var bir kere ayete darabeyi dövün diye ısrar edenler şu hatayı yapıyor Kuran da kadın erkek

  • Oğuz Posted 15 Ekim 2011 21:38

    Ey dayakçı zihniyet! Hz. Peygamber&#39;in eşlerinden herhangi birini dövmesi ile ilgili olarak bir deliliniz var mı?

  • Anonymous Posted 16 Ekim 2011 11:23

    Allah sizden razı olsun….Bezm-i elest te bize bildirilen ve bizim de şahit olduğumuz tüm bilgileri, burda (bu dünya da )bizlere hatırlattığınız için…selam ve dua ile…

  • Anonymous Posted 20 Kasım 2011 18:20

    benim naçizane tesbitime göre,günümüz şeyh, hoca,prf,ilahiyatcı gibi ünvanlara sahip zevatın fikirlerini okurken çok dikkatli olunmalıdır.insanı imandandan ederlerde farkında olmazsınız.banagöre selefi iyi anlamak gerekir.günümüzdekiler yeni vefarklı tezler adınaçoğukez saçmalıyorlar.binlerce eski alimin görmediğini hzler keşfediyorlar.gülünç vezorlama teviller yapılıyor. burdan çağımız insanın

  • Anonymous Posted 13 Ocak 2012 23:23

    ayette geçen darabe arapçada otuza yakın anlamı vardır o nedenle ayet tartışılacaktır bundan daha doğalı olamaznitekim Kur&#39;an&#39;da eşler arası sevgi esastır rum 21 ve öfkelerini yutarlar nisa 134 ayrıca geçimsizlik erkek içinde kullanılır nisa 128 ama orada dayak yok yani kadına dayak ama erkeğe uzlaş böyle çifte standart olmaz,üstelik 35. ayette uzlaştırmak için hakemler ne işe yarayacak

  • Anonymous Posted 23 Haziran 2013 16:32

    Bu olayı öyle kötü noktalar çekmişler ki, gerçekten de böyle insanların olduğu için çok üzülüyorum.<br /><br />Çok dile çevrilmiş bir site var, adı lazım değil, Kur&#39;an ilgili ne arasanız en başlarda çıkıyor. Bu sitede, bırakın dövmeyi, öldürmeye kadar gidilmiş. Taşla vurup öldürmek.<br /><br />Bir insan Kur&#39;an okuyup ondan sonra böyle çıkarımlarla bulunabiliyorsa, bu insan bir daha Kur&#

Add Comment

habil için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.